KURTULUŞ SAVAŞİMIZDA HEMŞİN-İSPİR-ERZURUM HATTI VE HEMŞİNLİ NECATİ BEY
Bu yazımda Türk kurtuluş savaşının bu hatta gerçekleşen gerek kuvay-ı milliye, gerekse Erzurum kongresiyle ilgili çok önemli bir yönünü gündeme getirmeye çalışacağım.
Bilindiği gibi Kuvay-ı Milliye ve İstiklal Harbi yılları Türk'ün ateşle imtihan edildiği yıllardır. Bu dönemde sorumluluk alarak Ulu Önder Atatürk'ün Başkanlığında vatanımızın kurtulmasını sağlayan öncü kişiler de gerçek ulusal kahramanlardır. işte bu kahramanların en önemlilerinden birisi de Hemşinli Hoca Necati Efendi, Hemşin'deki adı ile HEVENİG Necati dir. Mensup olduğu aile Memişoğlu ailesidir. 1879 yılında o zamanki Hemşin kazasının Çinçive köyünde doğan Memişzade Reşit Efendinin oğlu olan Mehmet Necati, ilk ve orta tahsilini Rize de tamamladı. Medrese eğitimi için gittiği Erzurum'da iyi derecede Arapça ve Farsça öğrendi. Medrese tahsilinden sonra İstanbul2da öğretmen okulunu bitirip öğretmenliğe başladı. Bir yandan da Darülfünun Hukuk Mektebine devam etti. Bu okuldan 1909 da mezun olarak Giresun savcılığına atandı ise de 1908 meşrutiyetinin şartları nedeniyle İttihat ve Terakki Fıkrası'na paralel hareket etmeyi yeğledi . Seferberlik ilan edilince gönüllü olarak orduya katıldı. Ataması doğudaki 28. fırka 83. alaya din görevlisi olarak yapıldı. Bu dönemde yani Birinci Dünya Savaşının ilk yıllarında Doğu Karadeniz'den batıya doğru ilerleyen Rus yayılması karşısında doğup büyümüş olduğu Hemşin'in Rusların eline geçmemesi için çok özel girişimlerde bulundu O dönemi yaşamış dede ve ninelerden öğrendiğimize göre, daha önceden emekli olarak kendi köyü Hemşin'in Holco köyünde ikamet etmekte olan Osmanlı Donanmasının bahr-i sefid (Akdeniz) filo komutanı Binbaşı Haci Bekir Efendi ile irtibat kurarak , yaklaşan Rus tehlikesi karşısında müştereken önlemler almaya çalıştılar. Bu çabalar aynı zamanda Kuvay-i Milliye'nin Hemşin'deki ilk işaretleriydiler. Bu nokta da bir nebze Binbaşı Hacı Bekir Beyden bahsetmek gerekiyor. Aleszade Bekir efendi bu satırların yazarının annesinin büyükbabası olup, Dayılarım aleszadelerin şimdiki soyadı merhumun hatırasına binaen SUBAY dır. Bahriye mektebini bitirdikten sonra, Binbaşılığa kadar yükselmiş ve Bahri Sefid (Akdeniz) filo kumandanı olarak Bahri Ahmer (Kızıl deniz)'e görevli giderek, Hicazı da ziyaret ettiği için Hacı Bekir diye anılmaya başlanmıştır. Hacı Bekir Bey ve Mehmet Necati Bey Hemşin'de Coverni olarak bilinen tepenin doğu ve batı yamaçlarındaki köylerinden gelerek gizlice buluşmakta ve müşavere ederek halkı nasıl teşkilatlandıracaklarını, ne tür tedbirler alacaklarını konuşmakta idiler. Bütün bunlara rağmen Rus işgalinin Batıya doğru Harşit vadisine kadar ilerlemesi üzerine Mehmet Necati Bey İstanbul'a dönerek müftülük imtihanına girdi ve imtihanı kazanarak Makedonya'daki 177.alayın 1. taburuna tabur imamı olarak atandı . Bir dönemde Bağdat da görevlendirildi ise de, dersaadet'ten aldığı talimat üzerine İstanbul'a döndü. İstanbul'u düşman işgalinde bulunca, ülkenin kurtuluşunun Anadoludan yapılacak bir hareketle mümkün olabileceği hesabı ile Mart 1918 tarihinde Trabzona gelerek Seda-i Millet (Milletin Sesi) gazetesini çıkarmaya başladı. Heybeliada ruhban okulu mezunu olup Rum Pontus'u ihya etmeye çalışan Trabzon Metropoliti Hrisantos ve şürekasının Osmanlıya baskısı sonucu, Seda-i Millet kapattırıldı Bunun üzerine Batum'a geçen Mehmet Necati Bey, Seda-i Milleti Gürcü ve Bolşevik baskısına rağmen Batum da yayınlayarak Anadolu da ulaşabildiği yerlere gönderdi.
Erzurum Kongresi arifesinde Mustafa Kemal Paşa Seda-i Millet gazetesini son derece güç şartlarda çıkararak kendi fikirleri ile örtüşen fikirleri Anadoluya yayan bu aydın kişinin Rize (Lazistan) murahhası olmasını tensip buyurdu. Akabinde Hemşinli Hoca Necati Efendi Erzurum kongresine katılmak üzere Rize delegesi seçildi. Merhumu tanımak bahtiyarlığına erişmiş yaşlı Hemşinlilerden dinlediğimize göre, Necati Bey bu dönemde bütün Hemşin'i ve Rize'yi dolaşarak dolaşarak ''Sakin ola silahınızı teslim etmeyin, biz harp ederek memleketimizi yeniden kurtaracağız diyerek, Türk halkını örgütledi ve bir anlamda daha önce başlamış olduğu Kuvay-ı Milliye çalışmalarını ileri boyuta taşıdı. Seçilmiş murahhas olarak Erzurum Kongresine katılmak için kendi köyü olan bugünkü Çamlıhemşin İlçesinin Şenyuva (Çinçive) köyünden korumasıyla birlikte hareket etti. Güzergah olarak Şenyuva-Yaylaköy-Sarıkonak-İspir-Erzurum hattını tercih ettiği için, bu kutlu yolda tarihi bir yaşanmışlık gerçekleşmiş oldu. Torunu hukukçu Tevfik Uysal'ın naklettiğine göre, daha önceden kardeşi Hasan Tahsin Memişoğlu'nu Erzurum'a göndererek şehirde ne kadar yaylı araba varsa kiralaması talimatını verdi. Kiralanan bu araçlar Erzurum'a girmeden çok önce kendisini karşılayacak ve konvoy olarak Erzurum'a girilecekti. Amacı Rize Murahhası 5000 silahlı ile geliyor şayiasını yayarak, kongrede gelişebilecek negatif oluşumları önceden önlemekti. Plan aynen gerçekleşti. Karşılamaya gelen yaylılarla birlikte akşam olduktan sonra Erzurum'a girdi ve düşündüğü amaca ulaşmış oldu. Erzurum Kongresi süresince ve sonrasında Kuvay-ı Milliye karşıtı negatif unsurlara karşı ön saflarda tavır koydu.
TBMM birinci dönem milletvekili seçildi. Bununla birlikte 12.07.1920 tarihinde temyiz mahkemesi üyeliği ile de görevlendirildi. Sonradan çıkarılan yasa gereği her iki görevde birden bulunması imkanı ortadan kalkınca, temyiz üyeliğini tercih etti. İstiklal harbi süresince hem mecliste, hem cephede mücadele ile pek çok üstün hizmetleri oldu. Özellikle Sakarya savaşında Mustafa Kemal Paşadan bir müfreze asker isteyerek yedi düşman bataryasını bu kadar az askerle esir alması bu tür hizmetlerin en çok bilinenidir.
Emekli olduktan sonra Eskişehir'e yerleşti. Bir yandan avukatlık yaptı, diğer yandan lokanta ve odun ticaretiyle uğraştı. İzmir suikastına karışan kişiler İzmir'e giderken, Eskişehir'de Necati Beyin lokantasında yemek yedikleri cihetle mahkemeye çağrıldı.İdam talebi ile yargılandı. Dosya münderecatının incelenmesinden yurt aşkıyla yapmış olduğu çalışmaları da göz önüne alınınca, İzmir suikastı gibi bir olayın içinde yer alamayacağı kanaatine varılarak af edildi. Sinop'ta mecburi ikamete gönderildi. Sinop'taki yaşantısını serbest avukatlık yaparak sürdürdü. Sonraki yıllarda Sınop ikameti ile ilgili genel af çıktı ise de bu kararı kabul etmeyerek uzunca bir süre daha bu yaşantısına kendi iradesi ile devam etti. Ömrünün son yıllarını torunu Tevfik Uysal tarafından yerleştirildiği Ankara Keçiören'deki evinde tamamladı. 1959 yılında bu evde hayata gözlerini kapamak sureti ile rahmetli oldu.
Merhum Mehmet Necati Memişoğlu, Hemşineli Türklüğünün yetiştirdiği gerçek ve örnek bir ulusal kahraman idi. Bir kız evlat sahibi idi. Almış olduğu madalyaların ve şiltlerin tamamı Adalet Bakanlığı Özlük İşleri Genel Müdürlüğünden emekli olan torunu Tevfik Uysal'ın Ankara Konutkent2teki evindedir. İstiklal harbinde hem cephede savaşıp hem de mecliste çalışan, yanı mebusluk yapanlara verilen madalya ki buna kırmızı-beyaz madalya denmektedir.Bu madalyaların en kıymetlisidir.Buna yakın değerde üç adet daha kıymetli madalyası mevcuttur.Ankara kalesi yakınındaki Necati bey İlkokulu merhumun aziz hatırasını yaşatmaktadır. Erzurum Kongresine Rize delegesi olarak katılmak için Çinçive-Elevit-Hoderçur-İspir-Erzurum hattını kullanmış olması Türk kurtuluş savaşına Rize, Hemşin, İspir, Erzurum topraklarının tanıklık etmesi bakımından çok önemlidir. Yeşil İspir dergisine bu yazıyı yazmamızın gerçek sebebi budur. Başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere tüm Kurtuluş Savaşı kahramanları ile birlikte Mehmet Necati Memişoğluna Yüce Mevladan gani gani rahmet diliyorum.
Op:Dr.Yusuf IŞIK
_____________________________________________________
DİĞER YAZILARI
»Cennet Mekan Hasan Basri Albayrak'ın Ardından
»Uzungöl'den Karagöl' Kaçkar Gölleri
»Tarihi Perspektifte Hemşin Dernekleri
»Ayder Turizm Köprüsü
»Anadolu Hemşin Ağzının Özbek Dilindeki İzdüşümleri
|