Tarihi
Kültürel Yaşam
Yöresel
Tulum
Horan
Makaleler
Eski Yapraklar
Türkiler
Sağlık ve Tıp
Genç Bakış
Kitap Eleştiri
Şiir
Linkler
Z. Defteri
İletişim

HEMŞİN COĞRAFYASI

Doğu Karadeniz Bölgesinde Karadeniz sahiline paralel olarak yaklaşık 20 km içerden başlayarak Kaçkar zirvelerine kadar olan bölge Hemşin diyarını oluşturur. Bu okadar belirgindirki, Kaçkar aşıtlarından kuzeye doğru giden bir kişi sahile 20 km kalana kadar Hemşin Köylerinin içinden gerçer ve bu bölge Hemşinlik olarak bilinir. Hemşin bölgesinden Sahile doğru 20 km lik bölümü Laz köyleri oluşturmaktadır. Sahildeki bu bölgeyi Hemşinliler Lazlık olarak isimlendirir. Elbetteki istisnalar vardır. Öreneğin; Lazlık bölgesi Dutğe  ve İçğem vadilerinde Kaçkar zirvelerine kadar ulaşır, Arhavide de durum aynıdır. Hemşin'in Kaçkar dağlarını aşan uzantıları Saleçur, Hoderçur, Hevek, Barhal gibi beldelerdir. Doğu Batı yönünde ise Hemşinin en batısı Ancer olup Cimil, Senoz, Salvizan Büyük dere, hala, Yukari Hemşin, abo Hopa Hemşin yöreleri ile birlikte Gürcistanın Acara bölgesindeki 3 Hemşin Köyüdür. Acaradaki bu üç Hemşin Köyü Hemşin coğrafyasının en doğu ucunu oluşturur.
Bu ana saptamadan sonra, Hemşini coğrafyasını bölge bölge tanıtmaya çalışalım.
a) Cimil Hemşin:Hemşin diyarının en batı bölümünü oluşturur. En batısında Ancer (Balliköy) bulunur. Buranın hemşin bölgesi olduğunu Tulum ile çalınan ancer havası bize ispatlamaktadır. Kaldıki 19. yüzyılda Hemşinin 3 derebeyinden biri olan Kumbasaroğlu Süleyman ağa Cimil'de ikâmet etmekteydi.
b) Senoz Hemşin: Bugünki Çayeli ilçesinin dağlık kesimini oluşturur. Orta Çağdaki adı EXANOS tur. >Tarihi süreçte Çayeli ilçesindeki bütün Hemşin köyleri  Senoz Hemşinliliği kavramının içine girmektedir.
c) Nahiye Hemşin: Bu günki Hemşin ilçesinin tümünü kapsamaktadır. Osmanlı döneminde Büyük Hemşin Kazasının  merkeziydi. Bütün Hemşin coğrafyası buraya bağlıydı.
ç) Büyükdere Hemşin:Bugünki Çamlıhemşin İlçesi ile Zil kale arsındaki Köyleri kapsar.
d)Yukari Hemşin:Zil kaleden kaçkar zirvelerine kadar olan köyleri kapsar. YUKARIYER olarakta söylenir.
e) Hala hemşin: Çamlıhemşin İlçesinden başlayıp kaçkar zirvelerine kadar ulaşan Haladeresi havzasını kapsar.
f)Abo Hemşin:Findıklı İlçesindeki Çağlayan vadisi ile çevresindeki Köylerden oluşur.
g)Hopa Hemşin: Hopa ve Borçkayı birleştiren Cankurtaran bölgesi ile Kemalpaşadaki Hemşin köylerinden oluşur.
h) Acara Hemşin: Bu gün gürcistanda kalan 3 Hemşin Köyünden oluşur.
Bu ana yörelerden başka Kaçkardağlarının güneyinde Çoruh bakarlarındaki Barhal (Altıparmak), Hevek (Yaylalar), Hoderçur (Sırakonaklar) Hemşin çoğrafyasına dahildirler.
Ayrıca Fındıklı ilçesinde Pishala, Zurpiçi, Çukuliti gibi Hemşim Köyeleri
Ardeşen ilçesinde Öce (Yeniyol), Salenköy (Armağan), Bakoz (Beyazkaya) gibi Hemşin Köyleri
Pazar ilçesinde Haçapit (Subaşı), Mermanat (Akbucak), Açaba (Bucak), Çingit (Uğrak), Meleskur (Ortayol) gibi Hemşin Köyleri mevcuttur. Sahile yakın olan Fındıklı, Ardeşen ve Pazar'daki bu hemşin Köyleri zaman içerisinde Hemşin coğrafyasından göçen (kışlak olarak) insanlar tarafından kurulmuştur. Nereden göçtükleri gittikleri yaylalardan net olarak anlaşılmaktadır.
Op. DR. Yusuf Işık

HEMŞİN TERAKKİ CEMİYETİ

İSHAK   GÜVEN   GÜVELÎOÖIıU
-1910 yılında kurulan-
Hemşin Terakki ve Teavün Cemiyeti
Gerek Osmanlı devrinde .gerekse günümüzde Doğu Karadeniz , özellikle de Rize civarında kültür seviyesi civar bölgelere göre daha yüksek olan Hemşin, yetiştirip ülke ve millet hizmetine verdiği devlet adamı, paşa, müftü, kadı gibi değerleri ile öne çıkmış bir yurt köşesidir.
Yıllardır Osmanlı devrinde yetişmiş Rizeli meşhur kişileri araştırmaktayım. Bugüne kadar tespit ettiğime göre, Rizeli meşhurlar arasında Hemşinliler hayli bir yekûn oluşturmaktadır .Nitekim Osmanlının her devrinde imparatorluğun en ücra köşelerinde dahi hizmette bulunan Hemşinli ulema, ve kadılara tesadüf edilmekte idi.
Bunun yanı sıra, 1790 yılından imparatorluğun son bulduğu 1922 yılına kadar ramazan ayının son on günlerinde sarayda düzenlenen.başta Padişah ve , şeyhülislamın takip ettiği Huzur-u hümayun derslerine davet edilme şerefine nail olabilmiş müstesna alimler arasında da Hemşinlilere rastlanır.
Ayrı bir yazı konusu olabilecek bu konuyu bırakıp başlığa ait malûmata geçecek olursak, sahilden 40-50 km içerdeki bir Hemsin köyünde okur-yazar oranının ülke genelinde hayli düşük olduğu bir devirde Terakkı-kalkınma- ve Teavün -yardımlaşma-adlı bir demek kurulması, Hemşinlilerin kültür seviyesini göstermesi bakımından önemlidir.
Kurucuları tarafından kaleme alınıp Lazistan (RİZE) Mutasarrıflığına verilen, müracaat belgesinde belirtildiğine göre, bölgede mektep bina etmek ve geliri mektebe verilmek üzere ekmek firını kıırmak için harekete geçilmişti.
Cemiyetin kuruluşu için düzenlenen beyanname ve nizamname, Lazistan Mutasarrıf!ığınca Trabzon Valiliğine, buradan da Dahiliye Nezareti tarafından Şuray-i Devlete havale edilmişti. Burada yapılan inceleme sonucu, nizamnamedeki bazı maddeler cemiyetler kanununa aykırı bulunarak ıslah  için iade edilmişti. Bunun üzerine Rumi 6 mayıs 1326 (1910) tarihinde Şuray-ı Devletin tarifi üzerine yapılan düzenlemelerle tekrar kuruluşun tasdiki için müracaatta bulunulmuş, fakat bu defa da başkaca bazı maddelerin Islahı gerekçesiyle iade edilmişti. Son olarak yapılan düzenlemelere göre tanzim edilen beyanname ve nizamname, 1912 yılında tasdik edilerek resmiyet kazanmıştı.
Cemiyete ait dosya halen Başbakanlık Osmanlı Arşivindedir ve içerisinde 42 adet belge bulunmaktadır.Dokuz kişinin imza ve mühürünü taşıyan bu beyanname sureti ve otuzaltı maddeyi ihtiva eden bir nizamnameye sahip cemiyetin merkezi Hemşin Nahiyesinin Çinçiva Kariyesi dahilinde Reşadiye nam mahalde bulunuyordu.
Ortasında cemiyetin adının yazılı olduğu güzel de bir mühüre sahip Hemsin Terakki ve Teavün Cemiyetinin künyesi beyannamede şu şekilde anlatılmıştır:
Cemiyetin maksadı: Kalkınmak için gerekli olan Eğitim işine hizmet, bu maksadın gerçekleşmesi için milletin mizacını yüce fikirler ile tenvir ederek, ahlak seviyelerini yükseltmek, eğitim nurlarıyla Hemşinin her köşesini ziyadar etmek, meşrutiyet nimeti ile içtima-i ümmetten hasıl olacak faideleri layık-ı veçhile takdir etmenin büyük kurtuluş olacağını anlatmaktan ibarettir.
Cemiyetin ünvanı: Hemsin Terakki ve Teavün Cemiyeti,
Merkez idaresi:    Hemsin Nahiyesinin Çinçiva Karyesi dahilinde Reşadiye nam mahaldir.
Cemiyetin idaresiyle mükellef zevat: Hemşin Nahiyesinin Çinçiva köyünden Hüseyinefendizade tüccardan İdris Efendi, aynı köyden Aliefendizade Osman Efendi, aynı köyden Yakupzade tüccardan Mehmet Efendi, aynı köyden Laz Alizade (lazaloğlu) esnaftan Süleyman Ağa, aynı nahiyenin Küşüva  köyünden Molla İbişzade tüccardan İbrahim Ağa, aynı nahiyenin Makrevis köyünden Melikzade tüccardan Mustafa Asım Efendi,, aynı köyden Ustamehmetzade Mecit Efendi, aşağıda imzaları olan kurucularla;
Cemiyetin murahhasları: Hukuk mektebi ve Dar-ül muallimi Osmaniyeden mezun Dersiamdan icazetli ilim talebelerinden Çinçiva köyü doğumlu Mehmet Necati, Mektebi kuzat son senesi müdavimlerinden aynı köyden Naibzade Hüseyin Avni Efendiler
Cemiyet müfettişi', eski Lazistan naibi Hemşinin Makrevis köyünden Gülabzade Ali Necip Efendidir.
Cemiyetin umumi vekili.: Lazistan sancağında mukim avukatlardan ve eğitim komisyonu üyelerinden .rüştiye mektebi öğretmenlerinden Hasanefendizade Hafız Hulusi Efendidir
İmzalar:
Kurucu: Mollaveyis köyünden Mollazade müderris Ahmed Faik
Kurucu: aynı köyden Kara Mustafazade tüccardan Hafız Ahmet
Kurucu: Çinçiva köyünden Hüseyinefendizade tüccardan İdris
Kurucu. Hemşinli Emin Efendizade tüccardan Ahmet Terfik
Kurucu ve münsebit: hukuk mektebi müdavimlerinden Hüseyin Avni
Mektebi Hukuk Osmani mezunlarından Hemşinli Mehmet Necati-mühür-
Çinçiva köyünden Hukuk mektebi mezunlarından Müftüzade Ahmet Hamdi
Makrevis Köyünden Müderris Hacıalizade (hacaloğlu) Musa Kâzım
Mektebi Hukuku Osmani mezunlarından Ahmet Galib
Cemiyetin nizamnamesi ise 10 sayfalık ufak boy bir deftere 36 madde olarak iki nüsha halinde yazılmıştır. Bu maddelerdeki bazı mesleki tabirler günümüz diline sadeleştirilerek şu şekilde tercüme edilebilir.
Birinci madde: eğitimin neşr ve tamimini gerçekleştirecek sebepleri ve muhtaç olduğumuz köprüler, yollar ve sair menfaat eserleri vücuda getirmek cemiyetin maksadıdır.
İkinci madde: cemiyete kayıt ve kabul olacak kişiler, Hemşin sakinlerinden olması şarttır.
Üçüncü madde: cemiyete girecek kişiler şeriat hükümlerine, anayasaya, devletin mevzuat kanunlarına ve cemiyet tüzüğüne uygun bir suretle cemiyetin kararlaştırdığı işleri kabul ve icrasını taahhüt ederler.
Dördüncü madde: cemiyete kayıt olacak kişiler 10 Osmanlı lirası vermekle mükelleftir. Ancak defaten kayıt parası olarak 1 lira, kalan 9 lirayı 27 şer kuruş vermek suretiyle 3 senede tamamlayacaktır.zamanında taksidini veremeyenler faiziyle vermeğe mecburdurlar.
Beşinci madde: taksidini bir defada vermek isteyen kişi, cemiyetin takdir ve övgüsünü alır.
Altıncı madde: Başta cemiyete üye olmayıp sonra dahil olmak isteyen kişiler o tarihe kadar emsalinin vermiş olduğu meblağı bir defada,kalanını da taksitle ödemeğe mecburdur.
Yedinci madde: Cemiyetin bir resmi mühürü bulunacak ve idare reisinin nezdinde olacaktır.
Sekizinci madde: Cemiyete kayıtlı her ferde, hüviyetini gösteren ve cemiyetin resmi mühürü ile mühürlenmiş bir varaka arzu ederse verilecektir
Dokuzuncu madde: cemiyet üyelerinden biri vefat ederse veresesi bunun kalan taksitlerini öderse Veya ölen kişi taksitlerini tamamen vermiş ise, onun hukuku tamamen veresesine intikal eder. Şayet varis olan kişi bu mükellefiyetten dönerse , ölen kişinin evvelce vermiş olduğu para ,maksadı Hayır hizmeti olan cemiyete irat kaydolunur.
Onuncu madde: Cemiyet üyelerinden her kişi istediği zaman affını talep edebilir. Fakat evvelce vermiş olduğu meblağı almaya hakkı yoktur. Cezaen çıkarılan kişiler de böyledir.
Onbirinci madde: Cemiyetin merkezi " Çinçiva" Köyü civarında Reşadiye adlı yerdir.
Onikinci madde: Cemiyetin Tesbite ve Müessise adlı bir heyeti ve teftişiye namıyla da diğer bir heyeti olup Tabiiyye ve Muvazzafa namıyla da iki kısım azası vardır.
TESBİTE VE MÜESSİSE HEYETİNİN VAZİFELERİ
Onüçüncü madde: Bu heyet cemiyet merkezinde bulunursa, vasıfları aşağıda beyan olunan heyeti idare azalarıyla beraber müzakerelere girebilecek, oy kullanma hakkına sahip olacak. Cemiyetin üyelerini çoğaltmak için tüzüğün ilgili maddesine göre üye olacaklardan isimlerini kayıt ederek, aldıkları meblağı, cemiyet merkezine gönderecek, kişiye kendi mühürü ile geçici bir ilmühaber verecektir.
Ondördüncü madde: Heyeti idare ve teftişşiye üyelerinin bir seneden ibaret olan görev müddetleri dolunca,idare heyeti üyeleriyle birlikte cemiyetin tabii üyelerinden olmak şartıyla,herhangi bir köyden idare üyeliğine aday koymak, adaylar pusulasını taşıyan sandığı açmak, heyeti teftişiye ve idare azalarını,tabii üyeler arasından en çok oy alanlardan seçmek bu heyetin vazifelerindendir.
HEYETİ TEFTİŞİ YENİN SEÇİLME USÛLÜ
Onbeşinci madde: Heyeti teftişiyeye alınacak üyenin üç misli tesbite ve müessise heyeti ile idare heyeti tarafından aday olarak tayin edilir.isimleri tabii üyelere arz edilir. Bunlar da gizli oylarını verdikten sonra rey sandığına atarlar.Bu sandık teşkil edilmiş olan tesbite ve müessise heyetiyle heyeti idare tarafından açılıp çoğunluğu kazanan kişilerden lüzümü kadar heyeti teftişiyeye üye seçilir.
HEYETİ TEFTİŞİYENİN VAZİFELERİ
Onaltıncı madde: Heyeti iaderinin işlem ve kararlarını ayda bir defa tetkike memur olduğu gibi, olağanüstü durumlarda dahi, dilediği zaman tetkik etmek, heyeti idare üyelerinden kötü halini müşahade ettikleri kişileri istifaya davet, teftiş ve tetkik esnasında kötü hali görüldüğü takdirde Tesbit ve Müessise heyetinin üçte biri olmak üzere yine cemiyet üyelerinden seçilecek kişilerin üçte birinden çoğunun oyu ile azi ve hareketin derecesine göre, cemiyetten ihraç dahi edebilecektir. Bu şekilde azl edilen ve cemiyetten çıkarılanların cemiyet aleyhine dava açma hakkı yoktur.
Onyedinci madde: Cemiyetin muvazzafa azalan, idare azaları olup,tabii azaları ise ikinci maddede gösterildiği gibi ismini cemiyete kaydettirenlerdir.
HEYETİ İDARE ÜYELERİNİN SEÇİLME USÛLÜ
Onsekizinci madde: Heyeti teftişiyenin usulü hakkındaki muamelatın aynıdır.
Ondokuzuncu madde: Heyeti idare üyelerinden kefil olmuş bir reis, bir sandık emini, ve bir de sandık emini yardımcısı genel işlere bakar. Üç mümeyyiz işlemleri yapar. Bir katip heyeti idare üyelerinin gizli oyu ile seçilir.
Yirminci madde: Heyeti idare üyelerinin yarısından bir fazlası olmadıkça müzakerelere başlanamaz. Kararlarda, yapılan oylama sonucu eşitlik çıkarsa, reisin bulunduğu taraf tercih edilir. Ekseriyetle verilen kararlarda da ittifakla verilen kararlar gibi muteber olacaktır.
Yirmi birinci madde: Heyeti idare üyeleri haftada iki, lüzumuna göre daha fazla da toplanacaktır Toplantı gününün tayini, idare üyelerinin oyuna bağlıdır.
Yirmi ikinci madde: İdare üyeleri hizmetlerine karşılık,gerek cemiyete dahil olacak gerek sair hayır sahiplerinin verdiği teberru ve hediyeler ile sermayenin aslına halel gelmeyecek şekilde.yalnız tüccardan münasip bir ücret vermek.yahut fahri hizmet ettirmek konusu Tesbite ve Müessesise heyetiyle bu heyetin tabii azalarından seçecekleri beş kişinin oy ve tensibiyle olacaktır.
HEYETİ İDARENİN VAZİFELERİ
Yirmi üçüncü madde. Evvela üyeler tarafından verilen ücretler ile herhangi bir hayır sahibince verilen yardımlar cemiyet namına kaydedilir. İkincisi,mektepler kurup inşa etmek gibi Hemşin halkının eğitim nimetlerinden istifade etmesine sebep olarak milli servetin yücelmesine çalışmak,imar, sanayi ve ziraatte bulunmak, milli kabiliyetleri nazarı itibare alarak mahsulatın cinsini ıslah etmek, üçüncüsü. Orman ve diğer servetlerinden istifade edilmesi için halka lazım olan yardımda bulunmak. Dördüncüsü. Her cins hububat ve hayvanatın nevini ve cinsini ıslah etmek, Beşincisi: Halkın nakdi ve fiili yardımlarıyla vücuda   getirmeyi taahhüt ettikleri konuların icrasına derhal vasıta olmak, Altıncısı: Cemiyetin bütçesi müsait olduğu takdirde heyeti umumiyetin kararı ile hususi yolları, köy ve mahalle aralarındaki umumi yollara bağlayacak yollar inşa etmek, Yedincisi: Bütçe ve masrafları incelemek, harcamanın müzakeresi için karar vermek. Sekizincisi: Hiçbir kimsenin uhdesinde bulunmayan ormanlarda genç ve filiz, kestane,çam, ağaçlarını kesen ,kabuklarını soyan, orman içinde ateş yakarak menba-ı servet olan ormanların mahvolmalarına sebep olan durumları men için halkla münasebette bulunmak cemiyetin cümle vazifelerindendir.
REİSİN VAZİFESİ
Yirmi dördüncü madde ; Meclisi idare etmek, olağanüstü durumlarda heyeti umumiyeyi toplamak, cemiyetin resmi mühürünü muhafaza etmek, cemiyet namına vürüd eden evrak ve layihaları müzakereye koymak, heyeti teftişiyenin teftiş neticesini alarak meclise arz etmek, heyeti idarece verilen kararları heyeti umuauyeye tebliğ ettirmek. Heyeti idare ve umumiyenin kararlarını lüzum gördüğü takdirde imzası altında toplantı yerlerinde ilan etmek ve taksidini zamanında vermeyenlere ihbarname yazmak.
SANDIK EMİNİNİN VAZİFESİ
Yirmi beşinci madde: Yardımcısı ile birlikte tahsilatı güzelce ifa, heyeti idare tarafından verilecek emre göre harcamayı idare, her üç ayda bir defa bütçe ve masraf blançosunu düzenleyerek, heyeti idareye arz etmek.Zamanında taksidini vermeyenlerin pusulasını çıkarıp başkanlığa takdim etmek.nezdinde bulunan "masraflar " "Varidat", "yardımlar" isimli defterleri düzenleyip muhafaza etmek. Bunların muhteviyatım özet şeklinde blanço ile birlikte heyeti idareye arz etmek.Cemiyet üyeleri tarafından verilen meblağları teslim aldığına dair ellerine matbu olarak bir makbuzu başkanla mü hürü ile mühürleyerek vermekten ibarettir.
HEYETİ MÜMEYYİZE VAZİFESİ
Yirmi altıncı madde: Reis tarafından kendilerine verilen hesapları tetkik, bütçe ve masrafların heyeti idare kararlarına uygun olup olmadığını tetkik,gerekenleri şifahen ve yazılı olarak uyarmak,inceleme neticesini reis vasıtasiyle heyete arz etmek,tetkik ve teftiş esnasında göreve devamında mahsur gördüklerini tahkikat sonucunu beklemeden acele olarak işten men edilmesini meclisi idareye arz etmekten ibarettir.
KATİBİN VAZİFESİ
Yirmi yedinci madde: Heyetin müzakerelerini zapt etmek, karar ve yazışmaları defterine kaydetmek, altlarını heyete imza ettirmek, yazışma işlerini yapmak, heyeti idare üyelerinin devam ve devamsızların listesini düzenlemekten ibarettir.
Yirmi sekizinci madde: Heyeti idare üyeleri kabz ve harcamadan dolayı heyeti umumiyeye karşı yekdiğerine zincirleme olarak kefildir.
Yirmi dokuzuncu madde: Meclisi idare üyeleri, gerek kendilerinin gerekse istihdam ettikleri kişilerin kötü davranışlarından dolayı heyeti umumiyeye karşı mesuldürler
Otuzuncu madde: Cemiyeti teşkil eden üyelerden birisi veyahut onların vekilleri olan heyet arasından bir zat, tüzük hükümlerine muhalif bir hali nedeni ile cemiyete bir zarar getirir de bunu tazmin etmezse cemiyetin dâva vekili tarafından hakkında ilgili kanuni takibat icra edilecektir.
Otuz birinci madde: Sandık emini ile sair kefil alınması gereken cemiyet mensupları zimmet ihtimaline karşı, kefalet bağı ile heyeti idare tarafından bağlanır.
Otuz ikinci madde: Heyeti idare üyelerinden birinin vefatında veya istifasında veya 16. Madde hükümlerine göre azl edildiği takdirde yerine ondan sonra evvelce en çok oyu alan zat tayin edilir
Otuz üçüncü madde; Cemiyetin geliri müsait olduğu takdirde, cemiyet merkezinde eczacısıyla bir eczane açılacak ,bir doktor ile bir de hemşire bulundurulacaktır.
Otuz dördüncü madde: Cemiyetin hukukunu müdafaa etmek üzere heyeti idare karan ile azalardan biri ve cemiyet fertlerinden münasibi cemiyetin dava vekilliğini derihte edecektir.
CEMİYETİN GELİRİ
Otuz beşinci madde : Evvela üyeler tarafından verilecek olan ücretler, Eshabı hamiyet tarafından yapılacak olan yardımlar, çûncüsü cemiyet namına neşr olunan kitaplar ve risalelerden hasıl olacak ticaret ve saireden ibarettir.
GEÇİCİ MADDE
Otuz altıncı madde: işbu tüzük icabında tadil veyahut tezyil olunabilecektir.

 

HEMŞİN TARİHİ

Tarihi geçmişi itibarıyla Hemşin yöresini "Rize ve Çevresinin tarihi" içerisinde ele almak gerekmektedir. M.Ö.ki dönemlerde Rize ve çevresinde çeşitli kavimlerin yaşadığı ; yörenin zaman zaman değişik kavimlerin yönetiminde kaldığı bilinmektedir.
MÖ 63'te Roma imparatorluğu egemenliğine girmiştir. Roma İmparatorluğunun bölünmesi ile Rize ve çevresi Bizans Yönetimi sınırları içerisinde kalmıştır. Bizans döneminde Rize'nin iç kısımlarında Alon, Kipçak ve Kuman adli Türk boylan yerleşmiştir. Bu Türk boyları içerisinde M.S. 623 yıllarında Hamam Beg idaresinde bugünkü Hemşin yöresinde bir Oğuz Oymağı da bulunuyordu. Adı geçen bu Türk oynağı , daha önce Oğuz-Türkmen-Partli /Arsakl i Devletini kuran 1. Arsak (MÖ.250 - MÖ 247) tarafından Manua idaresinde bir ön kuvvet korucu olarak Amadan- Hamadan bölgesine yerleştirilmişti. Uzun süre Amadan - Hamadan yöresini kendilerine yurt edinen bu Türk oymağı , daha sonraları Sasaniler'in yoğun dini baskılarına mahruz kaldılar. Mecusi (Ateşe tapan) inancına sahip Sasaniler'in bu dine geçmeleri için zorlamaları üzerine, Bu yörede tutunamayacaklarını anlayınca 623 yıllarında Hamam Beg idaresinde Rize yöresine göçüp "Danpur" denilen yıkık kasabayı imar ettiler. Yeniden imar ettikleri bu beldeye beylerinin adına izafeten "Hamama Sen (Hamama Bad/ Hama­min Senlendirdig i) " adin i verdiler. Bu Türkçe adzamanla Hemsen/ Hemşin biçimine girerek günümüze kadar geldi. Tarihi kaynaklardan Hemşinliler'in atalarının Mamadan/ Hemedan'dan ayrıldıktan sonra Kars- Göle dolaylarına yerleştikler; sonradan Acaristan ve Çoruh bölgesine inerek Çoruh'u karşıya geçtikleri ifade edilmekte ve Bizans kral i 6. Kostantin tarafından şimdiki Hemşin yöresine yerleştirildikleri belirtilmektedir.
Ayrıca Osmanlı vergi defterinde Hemşinliler için; "Muselmani Kadim" yani : 1461 Osmanlı Fethi öncesi eski Müslümanlar ifadesini kullanılması da bu durumu doğrulamaktadır. Akkoyunlu Türk Devleti zamanında (1350- 1502) Rize'nin güney kesiminde yer alan Hemşin'e bir çok Türk boyu yerleşmiştir. Aşağı Çamlıca (Viçe) ve Molaveyis (Ü lk ü ) köy de bulunan Koç heykelleri bu yörelerdeki Türklüğün bariz delilleridir. Benzeri koç heykelleri doğu Anadolu ve Azerbaycan gibi diğer Türk bölgelerinde de bulunmaktadır. Koyun ve koç heykelleri orta Asya Türk kültürün den kaynaklanmaktadır. Türkler göçüp yerleştikleri yerlerde ölen ilk atalarının mezar taşlarına tastan oyulmak öç heykelli dikerler, bu bir Türklük geleneğidir. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethi ile birlikte Rize ve çevresi de Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1486 ve 1534 tarihli Trabzon sancağı Mufassal Tapu tahrir defterlerine göre bölgenin merkezi yönetime bağlandığını görüyoruz. Bu kayıtlara göre Kaza-i Her sene (Hemşin Kazası ) bağlı 34 köy bulunuyordu.

Hemşin kazasının; Hemşin, kara Hemşin, EskanosfSenos- Kaptanpasa) olmak üzere üçnahiyesi vardı . 1536 tarihinde yapılan yeni bir idari taksimatla Hemşin, İspir sancağına bağlanmıştır. 1600 tarihli kaynaklarda da bu sancağa bağlı olduğu görülür. 1753 ve 1831 tarihli tapu kayıtlan ile ilgili belgelerde de Hemşin kazasının Trabzon sancağına bağlı olduğu yazılmaktadır 1836 yılında yapılan yeni bir taksimatla Atina (Pazar) ilç e, Hemşin'de Pazar'a bağlı bir nahiye olur. Daha sonra 1856-1857 yıllarında Hemşin'in kaza olduğu bilinmektedir. Ancak 1878 yılında Berlin Antlaşması ile yapılan yeni bir idare düzenleme ile Çoruh iline bağlı bir bucak; 1904 tarihinden sonra da Trabzon'a bağlı olduğu görülmektedir. 05.03.1916 tarihinde Rus i s gali sonucunda Hemşin, Batum Sancağına bağlı olarak yönetilmeye başlanmıştır. 15.08.1918 tarihinde Rus işgalinin kaldırılması sonucunda da Hemşin tekrar Osmanlı imparatorluğu yönetimine girmiştir. Cumhuriyet dönemi ilk idari taksimat 20.04.1924 tarihinde yapılmış ; yapılan bu taksimatla Hemşin tekrar Pazar'a bağlı bir bucak olmuştur.

Son olarak 09.05.1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla Hemşin yeniden ilçe olarak kurulmuş ; 19.08.1991 tarihi itibariyle teşkilatlanmaya başlamıştır. Böylece 133 yıl sonra Hemşin ilçe olma statüsüne yeniden kavuşmuştur.
Yöremiz tarihi ile ilgili değerli araştırmaları olan Prof. Dr. Fahrettin KIRZIOGLU Hemşin'den bahsederken Orta Asya Türklerinden kalan bir boyun hatırasını taşıyan 14 Asırlık (Hemşen) adinin yalnız başına bile; Anadolu'nun Karadeniz dağlarının denize bakan eteklerinden İslamiyet'ten önceki Türklük varlığını tanıtacak güzel bir vesika mahiyetinde olduğunu ifade etmektedir. Yaşayış bakımından yari göçebe bir hayat süren Hemşinliler'in Oğuzların yazı dilinin bozuk bir lehçesi ile konuştukları bir gerçektir. Hemşin'in başlangıçta esas yerleşim merkezi: Fırtına deresinin yukarı kesimlerinde yer alan Bas Hemşin, Aşağı Hemşin ve Kale-i Balâ'dir. Ancak zamanla nüfusun artması ile önce Rusya içlerine daha sonrada Türkiye sathında gurbet hayatına atıldıkları görülür.

Hemşinliler'in Anadolu'ya ilk gelen Türklerden olup halen Dede Korkut dilini konuştukları bir gerçektir. Nitekim, Prof. Dr. Laszla KASONY I türanit (Türk) tipini Dogu Karadeniz'de ilk çağlardan beri mevcut olduğunu ifade etmektedir. Hemşin Dil yapısı incelendiği zaman Türk dilinin en sağlam kaynağı sayılan Divan-i Lügat-it Türk deki mecvut bir çok Türkçe sözlerin halen Hemşinliler'in günlük konuşmalarında yer aldığı görü lmektedir. Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072-1074 yıllarında derlenen Divan-i Lügat-it Türk'ün tercümesinde geçen "EMSEN" kelimesinin kuzu derisi kürk yapılan deri anlamına geldiği görülmektedir. Deriden yapılmış kürk giyen, kabile boy başkanlarına izafetten Hemsen'li deyiminin ortaya çıktığı da ifade edilmektedir. {Hemşin isminin Hemsen kelimesinden ortaya çıkmış olabileceği kuvvetli bir ihtimaldir)- (H harfini) Bu kelimenin yer almaması , Çağatay Türkçe'sinde (H) harfinin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. "EMS EN" kelimesinin Anadolu Türkçe'sinde "HEMSEN" olarak geçmeside doğaldır.

Bugün Hemşinliler'in gelenek ve göreneklerinden halen varlığını sürdüren bir çok adetler Orta Asya'dan başlayıp İran üzerinden devam eden ve Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde noktalanan tarihi yolculuğun birer delili olarak durmaktadır. Örneğin; eskiden Ergenekon dolaylarında dağlarda yapılan "Vartivor" eğlenceleri simdi ayni ihtişamıyla Hemşin yaylalarında devam etmektedir. Horasan kuşağı ve Farsça Pusis ( Örtülecek Sey) kelimesinden gelen "Püsi" ise; kendine has bağlama biçimi ile Hemşinliler'in hayatında; Orta Asya, Hemedan ve Anadolu hatmin çok güzel bir hatırası olarak varlığını sürdürmektedir.

BULUTLARIN ÜLKESİ HEMŞİN KAVRAMI ÜZERİNE

Bilindiği gibi Karadeniz bölgesinin çatısı konumundaki Hemşin yöresi pek çok özelliği bünyesinde barındıran başka bir deyişle her şeyi özel olan bir diyardır. Sözgelimi bitkileri çok özeldir, hayvanları çok çok özeldir, Metorolojisi dahada özeldir, Suları bambaşka özeldir, irili ufaklı gölleri bir başkadır, akarsuları ve çağlayanları bir başkadır. Dağcı İsmet ÜLKER Hemşin'in akarsularını ''Kaçkarın Genç Suları'' diye tanımlıyor. Bana göre ''Kaçkarın Kudurmuş Suları'' demek maksadı daha iyi ifade eder diye düşünüyorum. Elbette böyle bir diyarın bulutları da çok çok özeldir. Hatta Hemşinde hayat bulutlarla müşterek yaşanır. Alçaktan vadiler boyunca su içerek gelen yer dumanı Karadeniz sahilindeki yerleşim birimlerinden bulut olarak görünür ve algılanır. Kaçkaların zirvelerinden bakınca da deniz gibi Hemşin vadilerini doldurduğu gözlenir.  Biz buna ''Dumanı Göl Olur Tepeler Ada'' diyoruz. Yüksekten gelen duman ise daha başka bir manzara ortaya koyar. Hatta geliş şekline göre yağmurun ne zaman yağabileceği kuşaktan kuşağa nakledilerek günümüze kadar gelmiştir. Örnek olarak benim büyüdüğüm Ayder'in bulunduğu Haladeresi Vadisine Maçkun un boğazından duman ilerleyerek gelirse başka bir deyişle Büyükdere Hemşinliği Vadisindeki duman ve bulut Maçkun un boğazından Haladeresi vadisine aşarsa çok yakında yağmur yağacak demektir. Yaşlılarımızdan bize intikal etmiş olan ve önemli bir parametre olan bu durumu bizde gelecek kuşaklara aktarmak için sizlerle paylaşmayı uygun buluyoruz. Hemşine ilk kez bulutların ülkesi adını veren, tarihin babası sayılan Herodotos'tur. Pek çok kişi bu tanımdan çok hoşlanmış ve kimileri patent olarak Bulutların Ülkesi kavramını almak için müracaat etmiştir. Ama kavramın ilk sahibi HERODOT 2500 yıl önce öldüğü ve varislerinin de  nerede olduğu bilinmediği için bu düşünce teoriden ileri gidememektedir. Başka bir deyişle pratik uygulaması mümkün değildir. Bu güzel kavramın vara yoğa kullanılması kavramın yere düşürülmesi sonucunu getirir diye düşünüyorum. Ne varki Bulutların Ülkesi kavramı Hemşin 'e son derece yakışmaktadır. Her kıymetli şeyin bir ambalaj içine alınmasında olduğu gibi  Hemşin'in güzelliğini Bulutlar ve duman bir ambalaj gibi sarıp sarmalamak süreti ile koruyup kollamakrdadır.Tarihin ve bilimin bize söyledikleri budur.

09/03/2008
Opr.Dr Yusuf IŞIK

 

 

 

 

 

 

Köşe Yazarlarımız
 
 
   
 
 

Tasarım: Tolga REYHAN